Şimdi Bozma Sırası Köylere ve Ormanlara geldi.

Yıllardır Tarımla uğraşan köylülüğümüzü yüzde 60'lardan aşağı düşürmek için çalıştık. Köylerdeki okulları kapattık. Şehirli olacağız diye Alamanya ya, parti parti törenlerle işçi gönderdik. Alamanya'dan gelen dolarlarla Şehirlerde yüksek yüksek binalar yaptırdık. Şimdi ise devran döndü köylere akın etmeye başladık. Sıra köyleri ve ormanları bozmaya geldi. Hadi hayırlısı.

Şimdi Bozma Sırası Köylere ve Ormanlara geldi.

ORMANLAR VE AĞAÇLAR BİTKİLER TALAN EDİLMEYE BAŞLANDI.

Son bir yıldır. İnsanların Baş Belası olan KORONAVİRÜS ten kaçanların artık temiz havası olan oksijeni bol alanları seçmeleri sonucu tercih edilen köylerde artık adım atılmadık ne orman ne tarla, nede bir dere kaldı, Derelerde alabalıklar, tarlalarda şıfalı bitkiler, ormanlar da güzelim ağaçlar ya bir kurşun yarası ya da çam ağaçları balta çentikleri ile işkence görmeye başladılar.

KARA YOLLARI KENARLARI HER TÜRLÜ ATIK VE ÇÖPLERLE DOLDU.

Köyler bir anda yabancı misafirlerle karşılaştı. Yollar yoğun trafik akınına uğradı. Eksoz ve kirli hava etkisini rengini değiştiren ağaçların yapraklarında göstermeye başladı kendisini.

KÖY YOLLARI BOYUNCA İÇKİ ŞİŞLERİ YOLLARA SAÇILMIŞ.  

YOL KENARLARINDAKİ UYARI İŞİKLARI VE TABELALAR KIRILMIŞ 

KÖYLERDE DE GÜVENLİK VE DENETİMLER YETERSİZ KALDI. KALIYOR.

Koranavirüs tedbirleri kapsamında alınan önlemler uygulanırken köylere yeterli denetim yapılamıyor. Dağ başında kim kime dum duma,

Koronavirüsten kaçanlar bir süre sonra köylere de virüsü taşıdılar. Köylerde İmar Affı diye yapılan af sayesinde birlikte yaşam alanları artık her ağacın altında bir yaşam vardır anlayışına dönüştü. Dağlar tarlalar ev oldu. Evler Fobi evleri olduğu için üretimden çok kafa dinleme mekanları oldu. Üç beşyüz metre karelik bir alanda kendine kadar üterim yapan ve topluma hiçbir katkısı olmayan arazileri parsel parsel yaptırıp, babadan kalma yerleri satan, yeni para görmüş, sonrada elinde ekip dikecek bir yeri kalmamış, (şimdilik elinde bir muhtarlık kalmış olan yerlilerle) köyde mantarı ağaçı endemik bitkiyi talan etmiş yeni bir göçmenlerin oluşturduğu köylerimiz…

Şair Ahmet Kutsi TECER’İN söylediği gibi  “Orada bir köy var uzakta, O Köy Bizim Köyümüz. Gitmesek de, Görmesek te o köy bizim köyümüz” dediği o köy de zaten daha önce adı değiştirildi. 1924 te Çıkıralan Köy Kanunu da Büyükşehir Yasası ile ortadan kaldırıldı. Şimdi bizimde köyümüz Mahalle oldu.

Bizim Mahallede okul kapatıldı. Bizim Mahallede çocuklar artık tarikat yurtlarında eğitim görmeye başladı. Çocuklar anadan babadan uzak yerlere atıldı. Bizim köyde eskiden köy muhtarı vardı. (Köy Muhtarları Cumhur Başkanı yerine görev yapıyorlardı) Şimdi Bizim Köyde Mahalle Muhtarı var ama: Artık mahalle muhtarı (Muhtar sözcüğü Arapça olduğu için onu değiştirmediler) muhtarlar daha çok hükümetin mahalle temsicisi oldular. Onlan şimdi temsilcilik görevini yapıyorlar. Şimdiki muhtarlar Mahallelere verilen devlet yardımlarının dağıtımlarını yapıyorlar. Bazıları yardımları tanıdık eş ve dostalarına dağıtıyorlar. Mahalle temsilcileri bu günler de Korona virüs tedbirlerinde karantına ya alınmış hastaları denetliyorlar koronalı hastaların evden çıkmasına engel oluyorlar.

İŞTE KÖYLERDEKİ DURUMU BU ÇAM AĞACI İYİ YANSITIYOR.

İŞTE BU KÖY MAHALLERİNDE BAKIN NELER OLUYOR.

Ormanlarda çam ağaçları böyle yontulup doğal gaz olmayan evlerde yakılan odunların tutuşturulsı için yontularak canlı ağaçlardan çıra çıkarılıyor. Yıllardır dağlarda bir kaçakçının baltasi ile çentik attığı bir çobonın çakısı ile yonttuğu ve soğuk havada çıraya kibrit çakarak yakıp karşısında ısındığı çam ağaçları şimdi derisi yüzülen kurbanlıklar gibi kesiliyor. Genelde Çam ağaçlarının uğradığı bu bitmek bilmeyen işkenceden sonra Ağaçlar Eli kolu bağlı şekilde “ Bana ne zaman yeni soymuklar atacaklar diye stres içinde gözyaşı dömerek beklemeye devam ediyorlar. Ormaları korulan ormancıların görevi çoktan değiştirildi.  Ormancılar ni zaman ağaç kesecek tarla yapacak birisi gelip “ Benim ağaçlarımı kesmek için izin istiyorum diyeciği günü bekliyorlar” Ya da nerede bir dere tepe kesilsin diye izin vereceklerin talimalanı yerine getirmek için bekliyorlar. Ormancılar artık o başlarındakı Pelit Meşesinden yapılan armalı şapkalarını çoktan çıkardılar. Köylerde atları ile devriye gezip kaçakçılık yapanları kovalamayı unuttular. “Aaman ormanıcı Canım Ormancı” türküsünü unuttular”, Kaymakam a “Sen kimsin, Keşke biraz daha okuyup ormancı olabamadın mı: Be oğlum” denilen dönem unutuldu onun yerine, ormanaları talan eden keçiye koyuna dokunmadan hatta onlarla kurk – kuz gibi dosluk yaparak siyasetçilerin gözüne girmek için daha uzak ağaçlardan uzak siyasetçilere yakın bir görev anlayışı ile görevlerini yapmaya çalışıyorlar. Eskiden Gümüşdere de “Balık Tutmak yasak” diye tabelaları olurdu. Şimdi Gümüşderede sadece “Suya girmek yasaktır “ tabelaları ile ağaç değil suyun kirlenmemesi için uzaktan uyarılarla geldiğimiz durum geçmişi ve geleceği daha güzel ve anlamlı şekilde göstermektedir.

ENDEMİK BİTKİLER VE MANTARLAR TEHDİT ALTINA GİRDİ.

SALEP BİTKİSİ ENDEMİK BİR BİTKİDİR (Orkide türü olan 70 kadar ceşidi vardır)

SAFRAN ÇİÇEĞİ VE DOMUZ ELMALARI 

İYİ MANTARLAR (kanlıca, malgadın, cayır mantarı, Dede Mantarı)

 

Şimdi Endemik Biltiler de tehtit altınlar. Salep bitkisi toplanması yasak olduğu halde toplanıyor. Mantarlar toplanırken hiçbir yumrusuna ve daha olgunlaşmamış haline bakılmaksızın toplanıyor. Ağaçlar kesiliyor. Bitkiler yok ediliyor.

ZEHİRLİ MANTARLARA DİKKAT EDELİM (zehirli mantar duruşundan da belli olur)

KÖYLER BÖYLE GİDERSE ÇOK YAKINDA TAMAMEN EL DEĞİŞTİREBİLİR.

Devletin doğru dürüs bir Köy Politıkası olmadıği için sadece köylerdeki çiftçi nüfunu azaltarak, üretimi düşürerek boş tarlalara teşvikler ödeyerek bu güne gelmesinde yaptığı katkıyı şimdi de imar affı diye çıkarılan ve tamamen ranta dönen köyleri talan ve köylüyü mahalleli yaparak sebep olduğu bu RENTİYECİ DURUMU biz 16 Yıl önce 2004 yılında görmüş ve yazmıştık.

BU TALAN 2004 YILINDA BAŞLADI.

KÖYLERDE RANT VARMI’YMIŞ?

2005 yıllarında Türkiye Gazetesinde çıkan bir haberde KÖYDE RANT VAR denmişti. Gerçekten de rant devletle birlikte paylaşıldı. 2004 te özel tapu çalışmaları yapılarak başlanan bgünlerin balangıcında lime lime yapılan tarlalar. (parsel haline getirilerek) bu günü başlatı. Ancak ne acıdır ki tarlalırın sahibi asıl köylümüz hiçbir şey kazanmadı denemez ama az bir şeyle elindeki arazileri kaptırdı. Köyümüz üretim yerine Babadan, Dededen kalma parsellediği arazileri hatta tarlaları sattı. O zamanlar çok para diye 5 tl vediği tarları kapan kişiler şimdi o tarlaları çok paralara satıp para kazanıyor. Emlakçılar para kazanıyor. İnşaat işlerini yapanlar para kazanıyor. Nalburlar para kazanıyor. Toprağını satan köylü aldığı paralarla çocuklarının dügünlerini yaptı,  ancak onları meslek sahibi yapamadı, onları okutamadı. Şimdi paralar suyunu çekmeye başladı. Bundan sonra köylünün sattığı arazileri alabilmesi artık çokzor. Köylü zaten almak derdinde de değil, köyülünü uzakta kalanları hala miras yerlerini arama ya devam ediyorlar.  Uzaklardakı akrabalar eski köylerine gelip deden atadan kalan arazilerini bulup oda ranttan faydalanmak için uğraşıyorlar.

KÖYLERDE 3. KUŞAKTAN GELEN MAL GİTTİ.

Türkiye Cumhurieti Devletinin Kurulduğu 1923 den bu yana mal mülk edinen insanların toprakları bugün değer kazandı ya da kazandırıldı. Köye dönüş ya da kaçışla birlikte değerlenen tarlalar, araziler şimdi el değişitiriyor. Daha çok parayı kazanan alan, al-sat yapan, inşaat yapan kazanıyor sessiz bir şekilde mülk ve arazı el değiştiriyor.

Tıpkı şehirlerde olduğu gibi takas usülü yapılan ve geçmiştan kalan araziler üzerine yapılaşmayı yapanlar müthiş kazanırken satanlarda mirasları harcamakla meşgüller, sessizce yaşanan bu evrim süreci sonunda bundan sonraki süreç te  satan kuşaklar kiracı olarak bu memlekette yaşamaya devam ederken, satın alan kuşaklar bundan sonra yeni yerlerinin sahipleri olarak yaşayacaklar.

Pamukovahaber.com

Mehmet Yavuz

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2020, 17:20

Mehmet

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER