Vicdani ret ve bedel

Avrupa’nın ve ABD’nin ekonomik krizle boğuştuğu bir dönemde, hala aynı güçlerin kendi iç işleriyle uğraşması yerine Ortadoğu da şeytani oyunları devam ettirmelerine karşı halklarının sesiz kalması onlarında demokrasilerini sorgulatır hale getirmiştir.
Bizde ise ekonomi gün geçtikçe dış tehditlerin etkisini hissettiği tam şu anda parlamento gündemine gelen iki konu var ki ikisi de birbirinle ilintili konular.
İŞTE BU KONULAR
1-Vicdani-Ret : Yani inancı gereği insanlar askere gitmeden askerlik görevini bir kurumda çalışarak tamamlayacakmış. Eğer savaş isterse o zaman askere gidecek eline silah alacak. Askerliği kışlada yapacak.
Peki Milet bir kamu kurumunda askerlik yaptım diye gün tamamlayıp teskere alacak. Ahmed ağa’nın garip oğlu gidip askerde silah eğitimi alacak, karda kışta talim edecek. Sanayi ağasının oğlu, Toprak ağasının oğlu da bir okulda hademelik yaparak teskeresini alacak. Ne ala memleket. Bunun adı vicdani ret olacak.
2-Bedelli askerlik: Para ödeyerek askerlik yapmış olacak. Askere ise 20 gün gidecek. Elbisesi kirlenmeden parayı basıp teskere alıp evine gelecek.
Peki terörle kim savaşacak? Ülkeyi kim savunacak?
Çanakkale Savaşında Cephede savaşıp silah tutan, vatanını savunan vatan için canını veren insanların suçu neydi? O zaman Vicdani-Ret olsaydı o insanlar askere gider’miydi?
Rehmetli dedem 1.Dünya Savaşında Yemen e gidip orda şehit olur muydu? Bilseydi şimdi o bedava bağımsız ülkeyi bulmuş şimdiki hainler için canını orda ver irmiydi?
SAVAŞ TAMTAMLARI ÇALINAN TAM’DA ŞU ANDA ZAMANI MI BU VİJDANİ-RET VE BEDELLİ KONUŞMANIN
Öyle anlaşılıyor ki hala asker korkusu var. Güçlü bir asker istenmiyor. Askerliğin peygamber ocağı olduğu duyguları yok edilerek sözde uzaydan geleceklerle ülke güvenliği sağlanacağı mı sanılıyor?
AKP hükümeti son günlerde başta başbakan olmak üzere Suriye ye tehditler savuruyor. Libya’da ki gibi Nato’yu ve işgal kuvvetlerini birlikte hareket etmeye davetler ediyor.
Peki bu açıklamalar vicdani-ret düşünenlere savaşa karşı olanlara karşı tavır değil mi? Hem savaş sözleri edeceksiniz. Hem de savaşa karşı olduğunuzu gösterir gündemlerle vicdani-ret gibi bedelli gibi konuları gündeme getireceksiniz.
Çok garip, Anlaşılması zor günler yaşıyoruz.
Halbuki savaşın mecburi olmadıkça yapılmasının felaket olduğunu, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” politikalarını Türk Milleti Cumhuriyetin kurucusu büyük önder Atatürk’ten öğrenmiştir.
Silah tutmasını bilmeyen, kendini savunmasını bilmeyen toplumlar, maalesef zengin Arap toplumları gibi olmaya mahkumdurlar.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

YORUMLAR
vasfi köse
vasfi köse - 8 yıl Önce

sayın hocam yazınıza katılıyorum bu topraklar kendi kendine vatan olmadı toprak eğer uğruna ölen varsa vatandır saygılarımla

elçin özel
elçin özel - 8 yıl Önce

Anlaşılması zor günler yaşamıyoruz, herşey apaçık (ortada) olduğu halde kimse ''gık'' demiyor!!! Eminim atalarımız bu günleri görseydi,kara toprağı gül bahçesi zannetmezdi... Güzel yazı sayın Yavuz....Uzun zamandır takipçinizim.