Köylüleri öldürdüler, yaşasın Derebeyilik.

AK Parti iktidarının arka arkaya aldığı seçim zaferleri sonucu hiç çekinmeden Parlamento içi ve dışında çıkardığı kanunlarla, torba yasalar sonucu uygulamaya koydukları değişikliklerin bir örneği de ekonomik alanda oldu. Hükümet yetkililerinin devrim niteliğinde dedikleri “Büyükşehir yasası” tamda ortaçağ da derebeylik sistemini akıllara getirmekte.

Gerçi son yıllarda önümüze konan, yeniden Osmanlıcılık Projesini de unutmadan, yıkılmış ve küllerinden T.C Devletinin doğduğu Osmanlıda derebeylik setsimi tamda karşılık bulmamaktaydı. Osmanlı da derebeylik yerine “Tımar Sistemi” geçmekteydi.

Derebeyilik nedir: Bu sistemi, derebeylerin idaresi altında, derebeyi ailesinden kendisine kalmış geniş topraklar üzerinde hüküm sermekti.

Avrupa da krallıklar kurulup yeni yeni devletler medyana gelince, geniş topraklar, kral tarafından, savaşlarda yararlılık gösteren komutanlara ve krala bağlı kimselere dağıtılırmış.

Küçük toprak sahiplerinin elinde olan toprakların çoğu, zamanla, büyük toprak sahiplerinin elinden alınmış. Derebeyi, kendi topraklarında çalışan ve her türlü toprak işlerini gören köylülerden, yetiştirilen ürünün belli bir nispetini almış derebeyi ile topraklarda çalışanlar arasında böylece hukukî bir bağ kurulmuş.

Tarih tekerrürden ibarettir derler. Demek oluyor ki 8. ve 9. yüzyıllarda Roma İmparatorluğu döneminde Feodal beyler ile Derebeyiler arasındaki toprak savaşları yapılmış.

Günümüzde Toprak savaşları yerine sanayi ağırlıklı gelişmeler yönetici sınıfların daha önem verdikleri artı değeri yüksek olan işler olduğu için toprak köylülere bırakılmıştı.

Osmanlı İmparatorluğu yıkıldıktan sonra Yeniden Kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinde yönetim şekli Cumhuriyet olmuş. Köylüler için 1924 yılında çıkarılan “Köy kanunu” ile köyde ki yönetim şekli, köyün sınırları, köy meraları, köy tüzel kişilikleri, köy içi ve yakınındaki ormanlardan köylünün ne şekilde yararlanacağı aynı yasa ile kanunlaşmıştı. Hatta köyü yöneten muhtar ve ihtiyar heyetinin Cumhurbaşkanını temsil ettiği söylenmiş ve muhtar da kendisini anlatırken “Ben devletim” diyebilmişti.

AKP Hükümeti artık Köy yasasını kaldırdı. Yerine “Büyükşehir Yasası” denen bir yasa çıkardı. Gerçi köy yasası kalktı, Köylerin adı kaldırılarak adları sonuna mahalle sözcüğü getirildi. Böyleci bir anda 90 senelik köyler yerle bir edilmiş oldu. Köy mahalle oldu ama; Köylü hiç değişmedi. Köylü köyünde kaldı. Şimdi köylünün adı yok oldu.

Eskiden köyle ilgili güzel sözcükler, şiirler, hikayeler vardı. “Orda bir köy var uzakta” diyen hikayeler hala okunuyor. Büyük Önder Atatürk’ün dediği “Köylü Şehirlinin Efendisi” sözü vardı. Bunu duyan köylü onur duyardı. “Ben köylüyüm ama efendiyim” derdi. Bu yaşa ile köylüyü şehirliye yedirdiler. Kendiliğinden köylü yok oldu.

Orda bir köy uzakta dediğimiz köyler şimdi nasıl oldu da yakına geldi. Mahalleler bir yerleşim yerinin bir soluk uzağındaki yerler değimliydi. Benim köyüm bağlı olduğu ilçeye 20 km, daha uzak olan mahalleler de var.

Cumhuriyetle birlikte kurulan köylerin tamda Cumhuriyetin Kuruluşunun 100. Yılına yaklaşırken birden ortadan kaldırılması ne anlama geliyor acaba?

Köyler kendi başlarına bir güçtü, hatta özerk bir yapı gibi davranıyorlar, ormanlarını hırsızlara karşı, yangına karşı koruyabiliyorlardı.

Köyler hala kendi ürettikleri mahsulleri tüketerek bugünkü sisteme entegre olmak istemiyorlardı.

Artık köyleri bu ayrı feodal yönetimden koparmak küresel ekonominin çarkları içinde eritmek gerektiği ve tamda yüzde 50 ile sürekli iktidar olan bu AKP hükümeti döneminde bunu yapmanın zor almadığı kararı verilmiş oldu. 2013’te alt yapısı hazırlanan ve 2014 Nisan ayında uygulayama konan “Büyükşehir Yasası” ile köyler çok hızlı bir şekilde değiştirilmeye başlandı. Köylerde korumaya alınmış orman alanları taşeronlara verilerek korunan ormanlar gençleştirme gerekçesi ile yok edilmeye başlandı. Derelerin önü kesilmeye akan suları durdurulmaya başlandı. Köylülerin kendi malları gibi bildikleri köy tüzel kişiliklerine ait araziler, Milli Emlak arazileri, köy meraları apar topar satılmaya başlandı.

Derebeylik Sistemi ve Feodal yönetimini çağrıştıran bu yapıda bakın yıllar önce nasılmış:

Feodal toplumun siyasi örgütlenişi, koruyan-korunan (süzeren-vassal) ilişkisine dayanan hiyerarşik bir örgütleniştir. Merkezî otorite zayıftır, yerellik görülür. Feodal ekonomi ise, kendi kendine yeterlik üzerine kuruludur.

Peki Derebeylik sistemi nasıl olmuş birde ona bakalım:

Ortaçağ Derebeyleri kudretlerini arttırdıkça bu kudretlerini, topraklarında çalıştırdıkları köylüler aleyhinde kullanmağa ve onları sömürmeğe başlamışlardır. Bu sömürmenin sonucu Avrupa'da XVIII. yüzyılın sonlarına doğru yer yer köylü ayaklanmaları belirmeğe başlamış derebeylik eski kudretini kaybetmiş ve şeklini değiştirmiştir.

İşte Tarih tekerrürden ibarettir. Şimdi 1924 yılında kabul edilmiş köy kanunu yok ederek yerine daha ortaçağ rejimi olan Derebeylik Sistemini kuranlar biraz düşünsün tarihten tekerrürden ibarettir.
 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.