Böceklerin İntikamı

Dünya öyle bir zamanda böceklerinin saldırısına uğradıki. Bu saldırı hiç tahmin edemeyeceğimiz yerin altından geldi.

Yer yarıldı dinozorların fosillerinden çıkan larvalar yeryüzüne çıkıp çoğalmak için insan denen canlıların akciğerlerine sarıldılar.

64 milyon yıl önce Dünyamızda yaşadıkları yeraltından çıkan fosillerinden anlaşılan 30 tonlara varan ağırlıktaki dinozorlar, Uçan, kaçan yırtıcı bu geçmişte yaşamış canlılar nasıl oldu da yok oldular, Onlarda her canlı gibi doğar, büyür yaşar ölür mantığı içinde göçüp gittiler.

Dinazorların hükümdarlığında teknolojinin bilimin olmadığı sadece yemeğe dayalı içgüdüsel hareketlerle karınlarını doyurup sosyal anlamda üremeye dayalı yaşamları sonunda bir gün dünya evreden gelen değişimler sonucu, Doğa olaylarından biri olan Güneşten kopmuş gök taşının dünyaya çarpması sonucu sarsılan dünya gezegeninde meydana gelen depremler, yanardağlar gezegeni hallaç pamuğu gibi attırdı. Dünyamız tüm canlıları yerin altına aldı. O günleri inceleyen araştıran bilim insanlarının kayıtlarına göre milyonlarca yıl sonra dünya ya gelen insana benzer canlıların üremeye başlayıp kendi düzenlerini kurmaları ve bilinen tarih olan 2020 yılda dünyanın üzerinde yaşayan toplam insan sayısının 7 milyara çıktığı dünyamız da 2020 yıl da neler yapıldı.

Yazının bulunması ile (İsa peygamberin de doğum günü sayılan ) günde başlayan bilinen geçmişimizde insanlar önce taşı yontarak başladıkları avcılıkla beslenip Dinazor benzeri ama küçük yırtıcı hayvanları avlayarak yaşamlarını devam ettirirken geçen her gün kendileri küçük akılları büyük olduğu için dünyayı tamamen etkileri altına aldılar.

İnsanlar dünya da yaşayan kendilerinden kat kat kalabalık arılar, böcekler yırtıcı hayvanları da yeri geldi kafeslere koyarak onları insanlara karşı esir ettiler.

Yaptıkları büyük iş makineleri ile dünyanın altını eşmeye yerin altındaki fosilleri çıkarıp kömür olarak yakmaya, sıkışmış gazları toplayıp dünya yüzeyine çıkarmaya ve yakıp yeniden dünya üzerinde doğaya zehir olarak salmaya başladılar.

Dinazorlar devrinde çok büyük ağaçlar olan Eğrelti otlarının torunları olan ormanları yok etmeye, dağları tepeleri dozerlerle karıştırıp milyonlarca yıl önce oluşmuş ekolojik dengeyi, bozarak toprakların altına evleri olan ve kendilerine göre kurdukları bir düzen içinde yaşayan canlıları öldürdüler, toprağın altında feryat eden hiçbir böceğin sesini duymadılar, onların yuvalarında yumurtalarını, yavrularını öldürdüler. Allahın yarattığı hiçbir karıncaya, örümceğe kulak vermediler. Ağaçların yavrularını fidanları yok ettiler. Doğa ile barışık olamadılar. Nehirlere atıkları bıraktılar. Balıkların sesini hiç duymadılar. Derelerde yosunları, derelerde yengeçleri hatta gözle göremediğimiz amipleri kuruttular.

İnsanoğlunun bencil isteklerine doğal yapı bile engel olamadı. Zaman, zaman depremler, seller, yangınlar yıldırımlar insanları uyardı ama insanlar anlamadılar.

Dünyanın en kalabalık ve en eski imparatorluğu olan Çin dünyayı kirletmeye ilk başlayan ülke olarak şimdi tükenen bitki ve canlı türlerine karşı her türlü canlıyı da tüketmeye başlar oldu. Dünya nüfusunun dörtte birini oluşturan Çin insanlarının yaşamasını devam ettirmek için hareket halindeki her türlü canlıyı kendi yaşamı için mubah gördü ve türlü canlıları sofralarından yemek çeşidi olarak yemeye başladı ve yedi.

Koronavirus nerden geldi?

İşte tüm bu anlatılarımdan sonra şimdi bizi evlerimize kapatan böceklerin saldırısı olayı nasıl olu? Bu böcekler nereden geldi? Dünyaya ışık hızı ile yayılan Korona böceği dünyayı öyle bir gafil buldu ki… Dünya şimdi yine kendi bulduğu kimyasallarla ilaç, aşı bulma yarışına girdi.

Koronavirüsün hala tam olarak nereden geldiği söylentiden öteye gitmiyor. Hala dünya siyasetçinin yönlendirmesi ile verilen bilgiler kadar bilgi sahibi ve o bilgi ile yetiniyor. Dünyanın süper güçleri birbirlerine karşı aşı yarışı, ilaç yarışı içinde onlar bulacakları bir kimyasal ilaçla yine en büyük olma ve en çok para kazanma peşindeler. Dünyayı yöneten süper güçlerin liderleri sıkışmış durumda ve beyinleri durdu. Çünkü hepsi de suçlu doğayı rahatsız etmede ve kirletmede hepsinin de suçu var. Silah satıp ülkeleri birbiri ile savaştırdılar; Ortadoğu da Irak, Suriye, Afganistan, Lübnan yerle bir olmuş durumda sokaklarda kalan iskelet binalar içinde kalmış insan cesetleri ve yakın zamanda onların temizlenmesi için devreye girecek böcekler mutlaka mutasyana uğrayıp dünya ya yayılacaklar.

Dinazorlar devrinde yerin altına girmiş bir yuva kurmuş böcekler günümüzde taş ocakları makinelerinin toprağı karıştırıp onları rahatsız etmeleri sonucu yeryüzüne çıktıklarından sonra yeni bir yaşam alanı olarak insanların akciğerlerine girebilirler insanların bünyesindeki iyi böcekleri öldürebilirler.

1999 Depreminde ülkemizde meydana gelen Marmara Depreminde kural dışı yapılmış depreme dayanamayan binaların yıkılıp onların altında kalan insana ait yiyecek ve içecek atıklarından insan kalıntılarına kadar olan çöpleri temizlemek için harekete geçip yiyecekleri dönüştürdükten sonra mutasyona uğrayan ve sonra hayatını devam ettirmek için yine insana bulaşan yeni bir hayat için insanların Akciğerlerine beslenmek için girebileceğini düşünmemiz artık olağan bir durum gibi görünüyor.

Sonuç: Başta ülkemiz olmak üzere dünyanın sarsıldığı birçok doğal afetlerinde insanımızı tedirgin ettiği zor günlerimizde önce bilim ve akıl izanı doğrunda hareket ederek mikroplara karşı duyarlı ve tedbiri elden bırakmadan bıkmadan yaşam sevinci böceklerimizi canlı tutmayı unutmayalım.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.